2.3 Finansal İstikrar Gelişmeleri ve Faaliyetler

2.3.1 Finansal İstikrara Yönelik Gelişmeler

Küresel iktisadi politika belirsizliği 2018 yılı boyunca artış eğilimi göstermiştir. Artan toplam borçluluk ve gelişmiş ülke para politikalarında devam eden sıkılaşma eğilimi, ABD dolarının değer kazanması, korumacı ticaret önlemleri, İtalya ve İngiltere başta olmak üzere bazı gelişmiş ülkelerdeki politika belirsizlikleri nedeniyle gelişmekte olan ülkelere (GOÜ) yönelik risk iştahı azalmış, 2018 yılı ilk çeyreğini takip eden süreçte GOÜ’lerden net portföy çıkışı yaşanmıştır. Küresel iktisadi görünüm olumlu seyrini korurken ülkeler arası ayrışmalar belirginleşmiş, iktisadi büyümeye yönelik aşağı yönlü riskler artmıştır. Küresel talebe ve korumacı ticaret önlemlerine bağlı olarak emtia fiyatlarında 2016 yılından itibaren görülmekte olan artış eğilimi yerini dalgalı bir seyre bırakmıştır. GOÜ’lerin ekonomik büyüme görünümünde bu ülkelere özgü riskler, jeopolitik gelişmeler ve küresel likidite koşullarındaki sıkılaşma risk unsurları arasında yer almıştır.

Son yıllarda alınan makro ihtiyati önlemlerin katkısıyla hanehalkı finansal varlıkları, yükümlülüklerinden daha hızlı büyümektedir. 2018 yılı Ocak ayından itibaren, varlıkların büyümesi hızlanırken yükümlülüklerin büyümesi yavaşlamıştır. Bunun sonucunda hanehalkı finansal kaldıraç oranı (yükümlülük/varlık) düşüşü hızlanarak yüzde 45 seviyesinin altına gelmiştir. Finansal varlık artışında en önemli etmenler Türk Lirası ve Yabancı Para (YP) cinsi mevduat olurken yükümlülük tarafında konut ve ihtiyaç kredilerine ek olarak bireysel kredi kartı bakiye artışı belirleyici olmuştur. 2018 yılı Eylül ayı itibarıyla yüzde 16,8 olan Türkiye hanehalkı borçluluğu (borç/GSYİH), seçilmiş GOÜ’lerin yaklaşık yüzde 30 olan ortalamasının oldukça altında yer almaktadır.

Reel sektörde faaliyet gösteren firmaların finansal kaldıracı artış eğilimini sürdürmüş olup firma kredilerinin GSYİH’ye oranı 2018 yılı itibarıyla G20, GOÜ ve dünya ortalamasının altında seyretmektedir. 2017 yılında alınan tedbir ve teşviklerle birlikte 2017 yılında artış gösteren reel sektör Türk lirası kredi borçluluğu 2018 yılı itibarıyla dengelenme sürecine girmiştir. Döviz kurunda yaşanan oynaklık, kur riskinin yönetilmesine yönelik oluşturulan farkındalık ve eş güdüm içerisinde alınan tedbirler ile iktisadi faaliyetteki dengelenme sonrasında reel sektörün yabancı para kredi kullanımında düşüş gözlenmiştir.

2018 yılının ilk yarısında Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti başta olmak üzere teşviklerle desteklenen kredi büyümesi, yılın ikinci yarısında iktisadi faaliyette dengelenme, finansal koşullarda sıkılaşma ve finans sektörünün güçlenen likidite tercihine bağlı olarak yavaşlamıştır. 2018 yılı başında Türkiye Finansal Raporlama Standardı (TFRS 9) muhasebe sistemi uygulamasına geçilmesiyle bankalar kredi sınıflandırmasında makroekonomik görünüme ve uluslararası gelişmelere yönelik beklentileri ihtiva eden öznel içsel değerlendirme modellerini kullanmaya başlamış ve bu durum aktif kalitesindeki sınırlı bozulmayla birlikte yakın izlemedeki kredi oranını artırmıştır. Yavaşlayan iktisadi faaliyet, kur oynaklığı ve TFRS 9 uygulaması ile bir miktar artan Tahsili Gecikmiş Alacaklar (TGA) oranına karşın, bankacılık sektörünün aktif kalitesi olumlu görünümünü korumuştur.

Bankacılık sektörünün kısa vadeli likidite pozisyonlarını gösteren Likidite Karşılama Oranları (LKO) toplam ve yabancı para için yasal sınırların oldukça üzerindedir. Son dönemde, sektörün uzun vadeli likidite riski görünümünü izlemek için kullanılan göstergelerden olan kredi/mevduat (K/M) oranında iyileşme gözlenmektedir. Kredi büyüme oranlarındaki yavaşlamanın mevduat büyüme oranındaki gerilemeden daha güçlü olması nedeniyle K/M oranı bir miktar gerilemiştir. Bankaların temel fonlama kaynağı olan ve çekirdek yükümlülükler arasında yer alan mevduatın özkaynak dışı yükümlülükler içindeki payı yüzde 55 seviyesindedir. Mevduatın istikrarlı fon olması nedeniyle, bankacılık sektörü kısa vadeli fonlama riskine karşı korunaklıdır. Yurt dışı borçların yabancı kaynaklar içindeki payı sınırlıdır.

Bankaların yurt dışı kaynak kullanımı 2018 yılı ilk yarısında artış gösterirken yılın ikinci yarısından itibaren azalmaya başlamıştır. Bu eğilimde; gelişmekte olan ülkelere yönelik azalan yatırım iştahı ve küresel arz koşullarının yanı sıra, reel sektör yatırımlarındaki yavaşlama, kur riskinin yönetilmesine ilişkin alınan önlemler ve oluşan farkındalık sonrası 2018 yılı ikinci yarısından itibaren azalan yabancı para kredi talebinin dış kaynak gereksinimine yansıması etkili olmuştur.

Küresel piyasalarda gözlemlenen sıkılaşmaya rağmen bankalar dış borç yenileme oranındaki azalışı mevcut likidite tamponlarını kullanarak başarıyla yönetmiştir. Bankaların dış finansal şoklara karşı kullanabilecekleri nakit, yurt dışı serbest hesaplar, serbest eurobond, ROM rezervleri ve YP zorunlu karşılıklardan oluşan likit tamponları 1 yıl içinde vadesi dolacak dış borcu karşılayabilecek düzeydedir. Ayrıca, bankaların 35 milyar ABD doları net para takası pozisyonu ile TCMB tarafından sağlanan 50 milyar ABD doları limitli döviz depo imkânı da dış şoklara karşı ilave tampon oluşturmaktadır. Öte yandan, dış borçların uzun vadeli olması ve geniş kreditör profili refinansman riskini azaltıcı bir mahiyet taşımaktadır.

Sektörün kârlılık ve özkaynak yapısındaki olumlu görünüm devam etmektedir. Bankacılık sektörünün Sermaye Yeterlilik Rasyosu, Basel Komitesi’nin (yüzde 8) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)’nun (yüzde 12) öngördüğü asgari/hedef oranların oldukça üzerindedir. Kasım 2018 itibarıyla Sermaye Yeterlilik Rasyosu yüzde 18,2 seviyesindedir. Bu gelişme sektörün kârlılık performansı ile desteklenmektedir. Özkaynak kârlılığı ve aktif kârlılığı sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 1,5 düzeyinde seyretmektedir. Sektörün net kârındaki yatay seyir ve 2018 yılının ikinci yarısında bazı bankalarca sermaye hesaplamasına dâhil edilen borçlanma aracı ihraçları yasal özkaynaklara olumlu yansımıştır.

2.3.2 Finansal İstikrara Yönelik Faaliyetler

TCMB, ilgili otoritelerle iş birliği ve koordinasyon içinde, finansal istikrara katkı sağlayacak çalışmalarına devam etmektedir.

Ocak ayında, döviz kredisi kullanımına ilişkin olarak Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’da kapsamlı bir değişikliğe gidilmiştir. TCMB söz konusu değişiklik sürecinin tüm aşamalarında yer almış, değişikliğin ikincil mevzuatı olan Sermaye Hareketleri Genelgesi iç ve dış paydaşların katkı ve görüşleri de alınarak yenilenmiş ve 2 Mayıs 2018 tarihinde yürürlüğe konmuştur. Yenilenen Genelge’de, küçük ölçekli işletmelerin döviz kredisi kullanımlarının döviz gelirlerine uyumlu olmasına yönelik uygulama ayrıntıları düzenlenmiştir.

Finansal istikrar çerçevesinde öne çıkan konulardan biri reel sektörün yabancı para borçluluğudur. Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi toplantılarında temelleri atılan Sistemik Risk Veri Takip Sistemi Projesine TCMB etkin katılım sağlamaktadır. Firma bazlı kur riskinin yönetimi amacıyla TCMB nezdinde başlatılan veri takip sistemi, önümüzdeki dönemde firmaların döviz riskine yönelik gözetim altyapısının güçlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.

TCMB, finansal istikrara ilişkin görüş ve değerlendirmelerini yılda iki kere yayımlanan Finansal İstikrar Raporu ile kamuoyuyla paylaşmaya devam etmiştir. Ayrıca, çeşitli çalışma tebliğleri, ekonomi notları ve uluslararası dergilerde yayımlanan makaleler ile finansal istikrar konusunda iktisat yazınına katkı sağlanmıştır. Bunların yanı sıra, Merkezin Güncesi blog sitesinde finansal istikrara ilişkin değerlendirmelere yer verilmektedir.

TCMB, diğer kurum ve kuruluşlarla eş güdüm içerisinde uluslararası yayın ve toplantılara desteğini sürdürmektedir. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) gibi, finansal istikrar konusunda uluslararası boyutta çalışmalar yürüten kuruluşlarla ikili ilişkiler devam etmiştir. Söz konusu çalışmalar, kuruluşların yayımlayacakları raporlarda belirtilen hususlar ile ilgili görüş alışverişi şeklinde gerçekleşmiştir. İlişkiler yüz yüze yürütülen toplantıların yanı sıra kuruluş raporlarına yönelik paylaşılan yazılı görüşleri kapsamaktadır. Bu çalışmalarda ilgili otoriteler ile TCMB arasında iş birliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalar da yürütülmüştür.

Uluslararası finansal platformlarda, TCMB’nin temsil gücünü ve etkinliğini artırıcı ve finansal istikrara katkı sağlayan çalışmalara devam edilmiştir. Bu kapsamda, finansal istikrarın sağlanması için ulusal finansal otoritelerin ve uluslararası standart belirleyici kurumların çalışmalarını koordine etmek ve etkin düzenleme, gözetim ve diğer finansal sektör politikaları geliştirmek ve uygulamakla görevli olan Finansal İstikrar Kurulu (FSB) Genel Kurul ve Daimi Komite toplantılarına üst düzeyde aktif katılım sağlanmıştır.

Basel Bankacılık Denetim Komitesi (BCBS); bankaların denetimi alanında genel standartlar belirlemek, üyesi olan otoritelere danışmanlık yapmak ile sermaye ve likidite başta olmak üzere çeşitli alanlarda yeni uluslararası standartlar oluşturmakla görevlidir. TCMB, BCBS toplantılarına üst düzeyde, çeşitli alt çalışma grubu toplantılarına da teknik düzeyde katılım sağlamış ve katkı vermiştir.

Temel görevi finansal hizmetleri faizsiz finansman yapısı çerçevesinde ve uluslararası finansal sistemdeki gelişmelere uyum sağlayacak şekilde geliştirmek ve ilerletmek olan İslami Finansal Hizmetler Kurulu (IFSB) tarafından yapılan düzenleme çalışmalarına da TCMB tarafından katkı sağlanmaya devam edilmiştir.

Söz konusu kuruluşlarla yapılan çalışmalar, finansal istikrarın sağlanmasına katkı yapacak finansal düzenlemelerin oluşturulması ve uygulanması aşamalarında gerçekleşmiştir. Bu çalışmalar, ülkemiz ilgili otoriteleriyle etkin iş birliği çerçevesinde yürütülmüştür.

FSB Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Danışma Grubu Eş Başkanlığı (RCG)’nı birlikte yürütmekte olan TCMB ve Katar Merkez Bankası, 5 Mayıs 2018 ve 5 Kasım 2018 tarihlerinde TCMB ev sahipliğinde İstanbul’da iki toplantı gerçekleştirmiştir. Toplantı gündemleri ve içeriklerinin hazırlanmasına TCMB tarafından katkı sağlanmıştır.

Bu çerçevede, FSB’nin devam eden düzenleme çalışmaları, kırılganlıklar ve finansal istikrara ilişkin bölgesel hususlar, gelişmekte olan ekonomilerde altyapı yatırımları ve finansmanı, kripto varlık piyasalarındaki büyümenin finansal istikrara yansımaları, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) finansmanı ve Basel düzenlemelerinin etkileri, finansal teknolojilerin bölgede kullanımı ile Net İstikrarlı Fonlama Oranı düzenlemesine ilişkin hususlar ele alınmıştır.

 

İletişim      © Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 2019
© TCMB 2019   İletişim

Yukarı