2.4 Finansal İstikrar Gelişmeleri ve Faaliyetler

2.4.1 Finansal İstikrara Yönelik Gelişmeler

2019 yılı sonlarında Çin’de görülen ve 2020 yılı ilk çeyreğinde Türkiye’nin ana ticaret ortağı olan Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyaya hızla yayılan koronavirüs salgını, küresel büyüme görünümünü belirgin ölçüde zayıflatırken, risk iştahının gerilemesine, uluslararası piyasalarda oynaklığın artmasına ve finansal koşulların sıkılaşmasına neden olmuştur. Koronavirüs salgınının pandemi haline gelmesi, küresel büyüme görünümünü belirgin ölçüde zayıflatmıştır. Büyüme görünümüne ilişkin endişeler ile birlikte, gelişmiş ülke ve GOÜ merkez bankaları finansal sistemin etkin işleyişini desteklemek amacıyla faiz indirimleri, varlık alım programları ve makroihtiyati araçlar yoluyla genişleyici para politikaları uygulamaya başlamıştır. 2020 yılı Mayıs ve Haziran aylarında hareket kısıtlamalarının dünya çapında gevşetilmesi ve salgın boyunca alınan destekleyici tedbirlerin etkisiyle, küresel iktisadi faaliyet beklentilerin üzerinde toparlanırken, belirsizlikler kısmen azalmıştır.

2020 yılı içinde salgının seyri, aşı konusundaki gelişmeler ve salgına yönelik tedbirlerin süresine dair belirsizlikler ile politikaların manevra alanı kapasitesi, zayıf iktisadi faaliyet ve bankacılık sektörü kârlılık görünümü, yüksek borçluluk seviyeleri ve ani likidite şokları küresel finansal istikrar açısından kırılganlık unsurları olmuştur. Bununla beraber, Küresel Finansal Kriz sonrası devreye alınan kapsamlı uluslararası reformlar, bankacılık sektörünün güçlendirilmiş sermaye ve likidite yapısı, merkez bankaları ve mali otoriteler tarafından uygulanan hızlı ve emsali görülmemiş büyüklükteki tedbirler, salgının ve salgına yönelik sosyal izolasyon tedbirlerinin finansal sektör üzerinde oluşturabileceği baskıyı sınırlamıştır.

Türkiye’de iktisadi faaliyet, yurt içi talep kaynaklı olarak 2019 yılı son aylarında başladığı güçlü seyrini 2020 yılı Ocak ve Şubat aylarında devam ettirmiştir. Diğer taraftan, koronavirüs salgını 2020 yılı Mart ayı ortalarından itibaren ülkemizde iktisadi faaliyeti dış ticaret, turizm ve iç talep üzerinden sınırlamaya başlamıştır. Salgının iktisadi faaliyete olumsuz etkileri Nisan ayında derinleşmiştir. İktisadi faaliyetteki yavaşlama özellikle uluslararası taşımacılık ve ticaretin kesintiye uğramasıyla kendini göstermiş, tedarik zincirlerinde önemli aksamalar yaşanmıştır. Salgının Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz yansımalarını sınırlamak amacıyla alınan kapsamlı parasal ve mali tedbirlerin etkisiyle iktisadi faaliyet yılın üçüncü çeyreğinde güçlü bir toparlanma göstermiş, salgının seyrinin hafiflemesiyle birlikte bu döneme özgü geçici uygulamalar tedrici olarak kaldırılmaya başlanmıştır. Toparlanma süreci geniş bir sektörel yayılımla devam ederken, küresel ölçekte seyahat kısıtlamalarının kısmen devam etmesi ve salgın kaynaklı kısıtlı hareketlilik, turizm faaliyetleri başta olmak üzere hizmet sektöründeki toparlanmayı sınırlamaya devam etmiştir. İthalatta hızlı kredi genişlemesi ve altın talebi kaynaklı artış ve turizm gelirlerindeki zayıf seyir sonucunda, cari işlemler açığı ihracatın görece olumlu seyrine rağmen 2020 yılında artmıştır.

2020 yılı ikinci çeyreğinde uygulamaya alınan tedbirler ve kredi teşvik politikaları salgından olumsuz etkilenen hanehalkı ile reel kesimin likidite ve işletme sermayesi ihtiyacını desteklemiştir. Söz konusu uygulamalar sonucunda kur etkisinden arındırılmış yıllık kredi büyümesi ivme kazanarak 2020 yılı Mayıs ayındaki yüzde 17 seviyesinden Ağustos ayında yüzde 25’e yükselmiştir. Salgının etkilerini azaltmak amacıyla kullandırılan kredilerin etkisiyle reel sektör firmalarının finansal borçluluk oranı, 2020 yılı Ocak ayındaki yüzde 56 seviyesinden Ağustos ayı itibarıyla 13 puanlık artışla yüzde 69’a yükselmiştir. Diğer taraftan, reel sektörün 2018 yılından beri süregelen YP borçlarındaki düşüş devam etmiş, 2019 yılı Ağustos ayında 307 milyar ABD doları olan döviz cinsi yükümlülükleri 2020 yılı Ağustos ayı itibarıyla 295 milyar ABD dolarına gerileyerek reel sektörün kur oynaklıklarına karşı kırılganlığını azaltmıştır. Hanehalkı tarafında ise salgın döneminde uygulanan kredi kampanyalarının etkisiyle hanehalkı finansal yükümlülük büyümesi, hanehalkı finansal varlık büyümesinden sınırlı derecede daha yüksek gerçekleşmiştir. Son yıllarda gerileme eğiliminde olan hanehalkı finansal kaldıraç oranı salgın döneminde yüzde 36 seviyesinde yataylaşmıştır. Öte yandan, Türkiye’de yüzde 15 civarında olan hanehalkı borcunun GSYİH’ye oranı, GOÜ ortalamasının oldukça altında seyretmeye devam etmiştir.

Ağustos ayı başından itibaren iktisadi faaliyette güçlü kredi ivmesinin getirdiği hızlı toparlanmanın enflasyona ve dış dengeye yansımaları gözetilerek para politikasında aşamalı sıkılaşma adımları devreye alınmıştır. Para politikasındaki sıkılaşmaya eşlik eden koordineli politika adımlarının da etkisiyle kredi artış ivmesi yavaşlamış, Haziran ayında yüzde 50’yi aşan 13 haftalık kur etkisinden arındırılmış ticari kredi büyümesinin yıllıklandırılmış değeri, Eylül ayı itibarıyla yüzde 10’a ve yıl sonu itibarıyla yüzde 4’ün altına inmiştir. Benzer şekilde Temmuz ayında yüzde 100’ün üzerine çıkan 13 haftalık bireysel kredi büyümesinin yıllıklandırılmış değeri yıl sonu itibarıyla yüzde 10 seviyesine yaklaşmıştır.

Salgın süresince yoğun olarak gerçekleştirilen yapılandırma ve taksit öteleme uygulamaları bireylerin borç servis kapasitelerini, firmaların nakit akışı döngülerini ve bankacılık sektörünün aktif kalitesi görünümünü desteklemiştir. BDDK’nın kredilerin yakın izleme ve Tahsili Gecikmiş Alacaklar (TGA) olarak sınıflandırılmasına yönelik geri ödemede gecikme sürelerini uzatan düzenlemesi, salgının aktif kalitesi ve kredi riski görünümünde ilave bozulmalara yol açma kapasitesini sınırlamıştır. Söz konusu düzenleme ve uygulamalar salgının takip hesaplarına geçişler üzerindeki etkisini sınırlamış, böylelikle TGA bakiyesi yataya yakın seyretmiştir. Kredilerde yaşanan güçlü artış ve iktisadi faaliyetteki hızlı toparlanma ile canlı kredi hacmi artmış, TGA oranı 2020 yılı Eylül ayı itibarıyla yüzde 4,1 seviyesine gerilemiştir. Bu dönemde kredi artışının ölçek ve tür bazında genele yaygın olarak gerçekleşmesiyle aktif kalitesi göstergelerinde tüm kredi kırılımlarında iyileşme sağlanmıştır.

Salgınla birlikte küresel ölçekte olduğu gibi yurt içinde atılan likidite adımları bankacılık sektörünün likidite yönetimine esneklik sağlamış, yılın ikinci yarısında atılan politika adımlarının etkisiyle finansal koşullarda belirgin bir sıkılaşma yaşanmıştır. Bu dönemde sektörün toplam ve YP için hesaplanan likidite karşılama oranları yasal alt sınırın üstünde gerçekleşmiştir. Kredilerde gözlenen hızlı artış mevduat büyümesiyle desteklenmiş ve sektörün kredi-mevduat oranı yatay seyrini koruyarak 2020 yılı Aralık ayı itibarıyla yüzde 100 seviyesinde gerçekleşmiştir. Kredi büyümesinin TL tarafta belirginleşmesi TL kredi-mevduat oranındaki yukarı yönlü harekette etkili olurken, zayıf seyreden YP kredi talebi ile mudilerin YP mevduat tercihinin güçlenmesi, YP kredi-mevduat oranında gerilemeye yol açmıştır. Bu gelişmeler neticesinde 2020 yılında TL ve YP kredi-mevduat oranları arasındaki fark açılmış, oranlar Aralık ayı itibarıyla sırasıyla yüzde 157 ve yüzde 54 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Artan TL kredi büyümesi ve mudilerin YP mevduat tercihi ortamında bankaların TL likidite ihtiyacı artmış ve para takası piyasasından sağladıkları net TL fonlama tutarında artış gözlenmiştir. TCMB’nin para takası işlemlerine yönelik sağladığı vade ve limit imkânları yurt içi fonlama koşullarını desteklemiştir. Diğer taraftan genişlemeci politikaların etkisiyle faizlerin küresel çapta düşmesi uluslararası kaynaklara erişim maliyetlerini düşürmüş, yurt dışı borç çevirme oranlarında artış gözlenmiştir.

Sektörün sermaye tamponlarının güçlü seviyesi korunmaktadır. Yılın ilk iki ayında genele yaygın kredi büyümesiyle birlikte artan risk ağırlıklı aktifler Sermaye Yeterlilik Rasyosundaki (SYR) düşüşte belirgin rol oynamıştır. Diğer taraftan, Mart-Mayıs dönemindeki SYR artışında sermaye hesaplamasına ilişkin düzenlemeler ve kamu bankalarına sağlanan sermaye desteği etkili olmuştur. Kredilerdeki ivmelenmeyle birlikte SYR’de bir miktar azalış gerçekleşmiş olsa da son dönemde yavaşlayan kredi büyümesi sonucu SYR’de yataylaşma gözlenmiştir. Aralık 2020 itibarıyla SYR yüzde 18,7 seviyesinde gerçekleşmiştir.

2020 yılında genel olarak kısmen yatay seyreden sektör kârlılığı sermaye yapısını desteklemeye devam etmiştir. Ocak-Şubat döneminde güçlü kredi büyümesi, pozitif durasyon farkı ve olumlu aktif kalitesi gelişmeleri sonucu kârlılık göstergelerinde belirgin artış gerçekleşmiştir. Mart ayında salgının olumsuz ekonomik etkilerinin görülmesiyle bankalar yıl genelinde ihtiyatlı bir duruş benimseyerek kredi karşılıklarını artırmışlardır. Söz konusu durum kârlılık göstergelerine azaltıcı etki yapmış olsa da karşılıklar önümüzdeki dönemde gerçekleşebilecek TGA artışı kaynaklı baskıyı sınırlayacaktır. Diğer taraftan son dönemde gerçekleşen faiz artışları daha kısa vade yapısına sahip olan mevduatların fiyatlamalarına görece hızlı yansıyacağı için kârlılığı düşürücü yönde etkileyebilecektir. Aralık 2020 itibarıyla özkaynak kârlılığı ve aktif kârlılığı sırasıyla yüzde 10,9 ve yüzde 1,1 düzeyindedir.

2.4.2 Finansal İstikrara Yönelik Uluslararası Alanda Yürütülen Faaliyetler

Uluslararası finansal platformlarda, TCMB’nin temsil gücünü ve etkinliğini artırıcı ve finansal istikrara katkı sağlayan çalışmalara devam edilmiştir. 2020 yılında yaşanan küresel salgın sürecinde toplantılar, telekonferans ve sanal toplantı şeklinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda, finansal istikrarın sağlanması için ulusal finansal otoritelerin ve uluslararası standart belirleyici kurumların çalışmalarını koordine etmek ve etkin düzenleme, gözetim ve diğer finansal sektör politikaları geliştirmek ve uygulamakla görevli olan Finansal İstikrar Kurulu (FSB) Genel Kurul ve Daimi Komite toplantılarına üst düzeyde aktif katılım sağlanmıştır. Bunun yanında, FSB bünyesinde Bankamızın üyesi olduğu teknik alt grup toplantılarına da katkı sağlanmıştır. Gösterge faiz oranları reformlarına ilişkin koordinasyonu yürüten Kamu Sektörü Yönetim Grubu (OSSG) çalışmaları da üst düzeyde takip edilmiş ve ülkemizde alternatif faiz oranlarına geçiş sürecinin sağlıklı ve uluslararası geçiş süreciyle uyumlu yürütülmesini teminen ilgili otoriteler ve bankacılık sektörünün dâhil olduğu bir Ulusal Çalışma Grubu kurulmuştur.

FSB Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) Bölgesel Danışma Grubu’nun 2 Nisan 2020 ve 19 Eylül 2020 tarihlerinde sanal platformda gerçekleştirilen toplantılarına, ana konuşmacı olmak suretiyle Başkan ve Başkan Yardımcısı düzeyinde katılım sağlanmıştır. Toplantılarda, salgının bölgeye yönelik finansal ve ekonomik etkileri ve kırılganlıklar, kırılganlıklara yönelik alınan tedbirler ve faiz oranı göstergeleri reformlarının MENA finansal sistemine yansımaları ele alınmıştır.

Basel Bankacılık Denetim Komitesi (BCBS), bankaların denetimi alanında genel standartlar belirlemek; üyesi olan otoritelere danışmanlık yapmak; sermaye ve likidite başta olmak üzere çeşitli alanlarda yeni uluslararası standartlar oluşturmakla görevlidir. TCMB, BCBS toplantılarına üst düzeyde, çeşitli alt çalışma grubu toplantılarına da teknik düzeyde katılım sağlamış ve katkı vermiştir.

Temel görevi finansal hizmetleri faizsiz finansman yapısı çerçevesinde ve uluslararası finansal sistemdeki gelişmelere uyum sağlayacak şekilde geliştirmek ve ilerletmek olan İslami Finansal Hizmetler Kurulu (IFSB) tarafından yapılan düzenleme çalışmalarına da TCMB tarafından aktif bir şekilde katkı sağlanmaya devam edilmiştir.

Üyesi olunan tüm uluslararası kuruluşlarla 2020 yılında yapılan çalışmaların ortak odak noktası, küresel salgın kaynaklı kırılganlıkların tespiti, ortadan kaldırılması ve bu amaçla alınan ve alınması muhtemel politika tedbirleri olmuştur. Çalışmaların yol haritasının belirlenmesinde, finansal istikrarın temini ana hedef olarak belirlenmiştir. Uluslararası kuruluşlar bünyesinde yapılan bu çalışmalar, yapılacak katkılar aracılığıyla azami faydanın sağlanması amacıyla, ülkemiz ilgili otoriteleriyle etkin iş birliği çerçevesinde yürütülmüştür.

Uluslararası düzeyde bilgi paylaşımının kritik önem taşıdığı 2020 yılında, diğer yıllardan farklı olarak, üye olunan uluslararası kuruluşların, üye ülkelerce alınan tedbir ve politikaların toplulaştırılması amaçlı periyodik bilgi talepleri karşılanmıştır. Üye ülkelerin bilgi ve tecrübe paylaşımına olanak tanıyan tedbir toplulaştırma çalışmaları, ülkemiz ilgili otoriteleri ile paylaşılarak, iş birliği çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. BCBS bünyesinde hazırlanan haftalık politika tedbirleri ile FSB tarafından günlük olarak yayımlanan tedbirler listesi bahsi geçen bilgi paylaşım çalışmalarına örnek teşkil etmektedir.

İletişim      © Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 2021
© TCMB 2021 İletişim

Yukarı