2.4 Finansal İstikrar Gelişmeleri ve Faaliyetler
2.4.1 Finansal İstikrara Yönelik Faaliyetler
2025 yılı Kasım ayı itibarıyla Türkiye’de hanehalkı borcunun GSYİH’ye oranı yüzde 10 ile emsal ülke değerleri ve tarihsel ortalama değerinin belirgin altındadır. Hanehalkı bireysel borç kompozisyonunda teminatlı kredilerin payı gerilerken bireysel kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarının (KMH) payı artmıştır. Uygulanan makroihtiyati politika seti ve sıkı finansal koşullar borçluluk artışını dengelemiştir. Hanehalkı varlık tercihlerinde TL mevduat ve yatırım fonlarının payı artarken, portföy çeşitlendirme eğilimi devam etmektedir. Yatırım fonlarının hanehalkı varlık kompozisyonundaki payı yüzde 28’e yükselmiştir. 2025 yılı son çeyreği itibarıyla hanehalkı finansal borcunun finansal varlıklara oranı yüzde 25 ile yüzde 45 olan uzun dönem ortalama değerinin oldukça altında seyretmektedir.
Reel sektörün toplam finansal borçlarının GSYİH’ye oranı 2024 yılı sonundan 2025 yılı Ekim ayına kadar 1,8 puan yükselerek yüzde 34,4 olarak gerçekleşmiştir. Bu artışta ağırlıklı olarak firmaların yabancı para finansal borçları etkili olmuştur. Nitekim aynı dönemde TL finansal borçların GSYİH’ye oranı 0,2 puan artışla yüzde 13,3 olurken, yabancı para finansal borçların GSYİH’ye oranı 1,6 puan artışla yüzde 21,1 seviyesine ulaşmıştır. TL borçluluğun düşük seviyelerde kalmasında TL ticari kredi büyüme sınırları ve finansal koşullardaki sıkılık belirleyici olmuştur. Reel sektör firmalarının toplam yabancı para varlıkları 2024 yılı sonundan 2025 yılı Ekim ayına kadar yüzde 11,6 artarak 175 milyar ABD dolarına, toplam yabancı para yükümlülükleri yüzde 17,4 artışla 358 milyar ABD dolarına ulaşmış, firmaların toplam açık pozisyonu ise yüzde 23,6 artışla 183 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Yabancı para kredi büyüme sınırının yüzde 0,5’e düşürülmesi ve büyüme sınırından istisna kapsamının daraltılması sonrasında yabancı para açık pozisyonundaki artışın yavaşladığı gözlenmiştir. Yurt içinden kullanılan yabancı para krediler büyüme kısıtlarının etkisiyle yavaşlarken, yurt dışından yabancı para kredi kullanımı daha güçlü seyretmiştir. Firmaların yabancı para yükümlülükleri artmakla birlikte yapılan firma bazlı analizler yabancı para kredi borcundaki ve yabancı para kredi kullanan firma sayısındaki artışa rağmen, firmaların ihracat gelirinin yabancı para kredi borçlarını karşılama kapasitesinin iyileştiğine işaret etmektedir.
Kredi büyümesi ve kompozisyonunun dezenflasyon patikası ile uyumlu seyrini temin etmek amacıyla kredi büyümesine 2024 yılında getirilen sınırların yabancı para krediler için 2025 yılı Ocak ve Mart aylarında sırasıyla yüzde 1 ve yüzde 0,5’e düşürülmesi sonucunda kredilerin para birimi kompozisyonunda daha dengeli bir patikada gelişim izlenmektedir. 2024 yılında yüzde 2 olarak uygulanan TL ticari kredi büyüme sınırı 2025 yılı Ocak ayı itibarıyla KOBİ kredileri için yüzde 2,5, diğer ticari krediler için yüzde 1,5 olacak şekilde farklılaştırılmıştır. 2025 yılı Ağustos ayında ise bankalara likidite yönetiminde esneklik sağlanması ve çeyrek sonu ticari ve kamu borçlarının ödeme dönemleri gibi yoğun kredi talebi oluşan dönemlerde kredi fiyatlamalarındaki oynaklıkların azaltılması hedeflenerek kredi büyüme sınırlarında hesaplama dönemi sekiz haftaya çıkarılmıştır. Büyüme kısıtları sekiz haftalık dönemlerde TL KOBİ kredileri için yüzde 5, diğer ticari krediler için ise yüzde 3, yabancı para krediler için yüzde 1 olarak uygulanmaktadır. Bu adımlar sonrasında 2024 yıl sonunda yüzde 20,8 olan TL ticari kredi büyümesi 2025 yılsonunda yüzde 40,7’e yükselirken, aynı dönemde yabancı para ticari kredi büyümesi kur etkisinden arındırılmış (KEA) olarak yüzde 38,2’den yüzde 12,5’e, toplam ticari kredi büyümesi ise KEA olarak yüzde 27,1’e gerilemiştir. Bireysel krediler ise 2025 yıl sonunda yüzde 47 büyüme ile toplam kredi büyümesine yukarı yönlü etki etmektedir. İhtiyaç kredisi ve bireysel kredi kartı büyümeleri sırasıyla yıllık yüzde 51 ve yüzde 50 seviyelerinde gerçekleşerek bireysel kredi büyümesinde belirleyici kalemler olarak öne çıkmaktadır. Toplam KEA kredi büyümesi 2025 yıl sonu itibarıyla yüzde 32 seviyesinde gerçekleşmiştir.
2025 yılında bankacılık sektörünün aktif kalitesinde sınırlı bir bozulma gözlenmiştir. Bu dönemde, bireysel krediler ile firma kredilerine ilişkin tahsili gecikmiş alacak (TGA) oranları arasındaki ayrışma devam etmiştir. 2024 yıl sonunda yüzde 1,8 seviyesinde bulunan toplam TGA oranı, 2025 yıl sonu itibarıyla yüzde 2,5 olarak gerçekleşmiştir. TGA oranındaki artış ağırlıklı olarak bireysel kredilerden kaynaklanmıştır. Finansal koşullardaki sıkılaşmaya rağmen, firmaların güçlü likidite pozisyonları sayesinde firma kredilerine ilişkin risk görünümü görece sınırlı kalmıştır. Buna karşılık, bireysel kredilerde TGA oranındaki yükselişte özellikle ihtiyaç kredileri ve bireysel kredi kartları etkili olmuştur. Temmuz ayında devreye alınan kredi yapılandırma imkânı, bireysel kredilere ilişkin TGA oranındaki artışın yavaşlamasında rol oynamıştır. Aktif kalitesinin bir diğer göstergesi olan yakın izlemedeki kredilerin brüt kredilere oranı, 2024 yıl sonundaki yüzde 8,1 seviyesinden 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla yüzde 8,7’ye yükselmiştir. Yakın izlemedeki krediler ile TGA’lar için ayrılan karşılık oranları aynı dönemde sırasıyla yüzde 12,8 ve yüzde 75,5 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bankacılık sektörü, olası kredi kayıplarına karşı ihtiyatlı yaklaşımını koruyarak yüksek karşılık ayırma politikasını sürdürmüştür.
2025 yılı genelinde bankacılık sektörü, sahip olduğu yüksek likidite tamponları ile kısa vadede oluşabilecek potansiyel nakit çıkışlarını hem TL hem de yabancı para cinsi karşılayabilecek kapasitededir. Likidite görünümü açısından önemli bir risk göstergesi olan Likidite Karşılama Oranları (LKO) yasal sınırların oldukça üzerinde seyretmeye devam etmiştir. Toplam ve yabancı para LKO’lar 2025 yıl sonunda sırasıyla yüzde 161 ve yüzde 292 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2025 yılında beklentilerdeki iyileşme ve buna eşlik eden risk primi düşüşü ile azalan maliyetler sonrası bankalar 2025 yılının ilk 11 ayında nette 33,6 milyar ABD doları dış finansman sağlarken bankaların dış borç yenileme oranı yüzde 119 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Bankacılık sektöründe TL mevduat payının artırılması ve KKM uygulamasının kaldırılmasına yönelik politika çerçevesi uygulanmaya devam edilerek parasal aktarım desteklenmiştir. 2025 yılı Nisan ayında TL mevduat için tesis edilmesi gereken ZK faiz ödeme üst sınırının hesaplanma yöntemi güncellenerek, politika faizi referansı yerine AOFM baz alınmıştır. Mayıs ayında tüzel kişilere ilişkin TL pay artışı hedefi yeniden getirilmiştir. Haziran ayında KKM’nin TL’ye geçişine ilişkin hedeflerin sonlandırılmasıyla birlikte gerçek kişilere yönelik TL pay artış hedefleri yükseltilmiş, KKM hesaplarında uygulanan asgari faiz oranı aşağı çekilmiştir. Ağustos ayında KKM hesap açma ve yenileme işlemlerinin (YUVAM hesapları hariç) sonlandırılmasına karar verilmiştir. 2025 yılının son çeyreğinde ise gerçek kişi TL payı artış hedefleri düşürülmüştür. 2025 yılında KKM hesabı açma ve yenileme işlemleri sonladırılmasıyla KKM bakiyesi 2025 yıl sonunda 7 milyar TL’nin altına gerilemiştir. 2025 yılında TL mevduat yaklaşık 5,8 trilyon TL artarken, KKM hesapları yaklaşık 1,1 trilyon TL azalmıştır. Aynı dönemde altın fiyatlarında yaşanan artışa bağlı olarak mudilerin altın talebinin artması, kapanan KKM bakiyelerinin sınırlı da olsa dövize dönmesi gibi sebeplerle yabancı para mevduat bakiyesi nominal olarak 60,9 milyar ABD doları, kur, parite ve altın fiyatı etkilerinden arındırıldığında ise 18,9 milyar ABD doları artmıştır. Böylelikle toplam mevduat içerisinde TL mevduatın payı yüzde 60 seviyesinin üzerinde kalmaya devam etmiştir.
Bankacılık sektörünün 2024 yıl sonunda yüzde 26,5 olan öz kaynak kârlılığı 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla yüzde 27,5’e yükselmiştir. 2025 yılında net faiz gelirlerinin kârlılık performansına katkısı artmış, kredi risk maliyetinin yükselmesi ise aktif kârlılığındaki iyileşmenin sınırlı kalmasında etkili olmuştur. Ücret ve komisyon gelirlerindeki güçlü performans 2024 yılında olduğu gibi 2025 yılında da korunmuştur. Bankacılık sektörünün sermaye yeterliliğindeki güçlü görünüm korunmuş, sektörün sermaye yeterlilik oranı 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla yüzde 19,2 ile yasal sınırların üzerinde kalmaya devam etmiştir. Dönem net kârı ve geçmiş yıllar kârının yasal öz kaynak artışına katkısı devam etmekte olup yasal öz kaynaklar içsel sermaye üretimi ve sermaye benzeri borçlanmalar ile desteklenmiştir. Bankalar 2025 yılında da ilave ana sermaye veya katkı sermayeye dahil edilebilir nitelikte sermaye benzeri borçlanma araçları ihraç etmeye devam etmiştir. Bu gelişmede yurt dışı finansman olanaklarının iyileşmesi, yabancı yatırımcı talebinin artması ve bankaların yurt dışı finansman araçlarını çeşitlendirmesi etkili olmuştur.
2.4.2 Finansal İstikrara Yönelik Uluslararası Alanda Yürütülen Faaliyetler
TCMB, küresel finansal istikrarı güçlendirmeyi hedefleyen uluslararası finansal platformların çalışmalarına, toplantı ve anketlerine katılımını sürdürmüştür. 2025 yılında toplantılar fiziki, hibrit ve çevrim içi olarak düzenlenmiştir.
TCMB’nin 2009 yılından beri üyesi olduğu Finansal İstikrar Kurulu (FSB), üyeleri aracılığıyla finansal sistemleri güçlendirmeyi ve uluslararası finansal istikrarı artırmayı amaçlamakta olup bu doğrultuda politikalar geliştirmektedir. FSB bünyesinde yapılan Genel Kurul, Yönetim Komitesi ve daimî komitelerin toplantılarına TCMB tarafından üst düzeyde katılım sağlanmıştır. Ayrıca TCMB yetkilileri FSB teknik alt grup çalışmalarına da katkıda bulunmuştur.
FSB’nin faaliyetlerini üyesi olmayan ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletmek amacıyla 2011 yılında oluşturduğu altı bölgesel danışma grubundan biri olan Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) Bölgesel Danışma Grubu’nun 2025 yılı toplantıları, 29-30 Ocak 2025 ve 13 Kasım 2025 tarihlerinde yapılmış olup, TCMB yılın ikinci yarısında yapılan toplantıya Bölgesel Danışma Grubu Eş Başkanı sıfatıyla ev sahipliği yapmıştır. Söz konusu toplantıya Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, İngiltere, Katar, Kuveyt, Lübnan, Mısır, Suudi Arabistan, Singapur, Tunus, Umman ve Ürdün merkez bankaları, hazine ve maliye bakanlıkları ve denetim otoritelerinden yetkililer ile IMF ve Dünya Bankası (DB) temsilcileri katılmıştır. Toplantıda, küresel ve bölgesel kırılganlıklar, borç sürdürülebilirliğinin finansal istikrara yansımaları, banka dışı finansal aracıların bölgedeki rolü ve yapay zekâ ile yapay zekânın finans alanında kullanımı konuları ele alınmıştır. Grup üyeleri ayrıca FSB’nin 2025 yılında devam eden çalışmaları ve 2026 öncelikleri hususunda bilgi alışverişinde bulunmuştur.
TCMB’nin 2009 yılından beri üyesi olduğu bir diğer uluslararası finansal platform olan Basel Bankacılık Denetim Komitesi (BCBS), finansal istikrarı artırmak amacıyla dünya genelindeki bankaların düzenlemelerini, denetimini ve uygulamalarını güçlenidrmekle görevli olup, bankaların denetlenmesi konularında düzenli iş birliği için bir forum işlevi de sağlamaktadır. BCBS’in toplantılarında üst düzeyde temsil sağlayan TCMB, çeşitli alt çalışma grubu toplantılarına da teknik düzeyde katkı sunmuştur.
2025 yılında uluslararası finansal kuruluşların çalışmalarının ana gündem maddelerini, finansal istikrar konusunda küresel iş birliğinin desteklenmesi, banka dışı finansal aracılık faaliyetlerinin dayanıklılığının artırılması, bankaların banka dışı finansal aracılık ile olan bağlantısının incelenmesi, dijital inovasyonun faydalarından yararlanırken risklerinin kontrol altında tutulması, kripto varlık piyasasının ve kripto varlık ihtiyati standardının izlenmesi, iklim değişikliğinden kaynaklanan finansal risklerin incelenmesi, sınır ötesi ödemelerin iyileştirilmesi, çözümleme reformlarının tamamlanması, FSB reformlarının uygulanmasının izlenmesi ve değerlendirilmesi, üye ülkelerde Basel III uygulamasının izlenmesi ve bankaların likidite riskinin denetimiyle ilgili pratik denetim araçlarının geliştirilmesi oluşturmuştur. Bu çalışmalara azami düzeyde katkı sağlanması amacıyla Türkiye’de ilgili kurumlarla etkin bir iş birliği yürütülmüştür.
2.4.3 Katılım Finans Sektörüne Yönelik Faaliyetler
TCMB, katılım finans sektörüne ilişkin düzenleme ihtiyaçlarının değerlendirilmesi ve koordine edilmesi, ilgili mevzuat çalışmalarına katkı sunulması ile bu sektöre ilişkin risklerin analiz edilmesi faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu kapsamda, TCMB mevzuatı ile belirlenen görev alanı kapsamında yurtiçi ve yurtdışı paydaşlarla yakın bir iletişim ve iş birliği içerisinde çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmiştir.
2025 yılında, katılım finans sektörünün talepleri ve ortaya çıkan güncel düzenleme ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalar yürütülmüştür. Bu kapsamda; İhracat ve Döviz Kazandırıcı Hizmetler Reeskont Finansmanı Uygulama Talimatı güncellenerek katılım bankaları müşterilerine Eximbank aracılığı ile ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont finansmanına erişim imkânı sağlanmıştır. Ayrıca, YTAK Uygulama Talimatı kapsamındaki finansman işlemlerine katılım bankalarınca da aracılık yapılabilmesini temin etmek üzere uygulamanın değişken ve sabit kâr oranlı finansman seçenekleri ile yürütülmesi yönünde yapılan düzenleme değişikliği çalışmalarına katkı sunulmuştur.
TCMB, katılım finans sektöründe hissedar veya üye olduğu uluslararası kuruluşların yönetim faaliyetleri ve düzenleme çalışmalarına katılım sağlamış, uluslararası gelişmeler takip edilerek rapor çalışmalarına katkı sunmuştur. Bu kapsamda, 25 Ekim 2010 tarihinde kurulan TCMB’nin kurucu hissedar olduğu Uluslararası İslami Likidite Yönetimi Kuruluşu’nun (IILM) yönetim ve idare organları olan Yönetim Kurulu ile İcra, Risk Yönetimi ve Denetim Komiteleri toplantılarına ilgili düzeylerde yıl boyunca katılım sağlanmıştır. TCMB’nin tam üyesi olduğu İslami Finansal Hizmetler Kurulu’nun (IFSB) çalışmaları takip edilerek politika metinlerine katkı sunulmuştur. Ayrıca, ikili ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla katılım finans alanında diğer merkez bankaları ve uluslararası kuruluşlarla gerçekleştirilen iş birliği faaliyetleri kapsamında Umman Merkez Bankası ve Endonezya Bankacılık Geliştirme Enstitüsü temsilcilerine sunumlar yapılmıştır.